17 Temmuz 2014 Perşembe

Buharkent Tarihçesi

BUHARKENT'İMİZİN TARİHÇESİ

Buharkent’in üzerinde kurulduğu topraklar sırasıyla M.Ö.2000’den M.Ö.1200’lere kadar Hitit devleti, daha sonra M.Ö. VII ‘e kadar Friglerin egemenliği, M.Ö.687-546 arası Lidyalıların ve onların egemenliğindeki İyonlar M.Ö. 334’ kadar Pers egemenliği,M.Ö. 133’e kadar İskender, Selevkoslar ve Bergama Krallığı egemenlikleri, M.S. 395’e kadar Roma İmparatorluğu egemenliği altında kalmıştır. M.S 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Menderes Vadisi Bizans İmparatorluğu egemenlik alanında kalmıştır. Bizans İmparatorluğu özellikle VII. yüzyıldan itibaren Müslümanların akınlarıyla karşılaştı. Bunun sonucu XI. yüzyıl sonlarına doğru Bizans şehirleri dışında kalan kırsal bölgelerde güvenlik bozuldu, Anadolu harap oldu. Mezarı bugün Tekke Köyü'nde olan Sultan Sarıbaba adıyla bilinen Horasan gazisinin Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluş yıllarında Bizans ile savaştığı bilinmektedir. Ancak 1. haçlı seferi ile 1097 yılından itibaren Buharkent yöresi de dâhil olmak üzere Denizli’ye kadar bütün kıyı bölgeleri tekrar Bizans İmparatorluğunun eline geçmiştir. Buharkent’in doğusunda 20 km. Mesafede bulunan Tripolis antik kentinden bir önemli yol geçmektedir. Alaşehir, Sardes, Smiryna (İzmir) yoludur ki, ticari ve askeri yönden büyük önemi vardır. Buharkent’in 15 km.batısında bulunan Antiokhea kentinden geçen diğer bir yol Afrodisias antik kentini Nysa (Sultanhisar), Tralles (Aydın), Magnesia, Efes ve Milet antik kentlerine bağlamaktadır. Yine Alaşehir’den bir yol Kestel boğazını aşarak Mastaura’ya (Mastavra) ve Nysa ‘ya uzanmaktadır. Bu kadar yol ağlarının yakınında yer almasına karşılık hiçbir yolun Buharkent tarafına uğramaması yerleşme için diğer bir olumsuz etken olmuştur. Buharkent’in bulunduğu alan Menderes Vadisinin en dar kısmıdır. Ayrıca Feslek Çayı'ndan Kızıldere’ye kadar en az beş yerde sel tehlikesinin varlığı ve Menderes Nehrinin çevresinin bataklık durumda bulunması, Buharkent ve yakın çevresinde tarih öncesine hatta Türklerin yerleşmeye başladığı 1211 yılına kadar bir yerleşim yerine rastlayamıyoruz.

        
1211 yılında gelindiğinde Anadolu Selçuklu Sultanı I. Gıyasettin Keyhüsrev sıkışık durumda olan İznik İmparatoru Teodor Laskaris’e karşı Buharkent’in batısında Başaran kasabası yakınlarındaki Antiokhea önlerinde yaptığı savaşı kazandı, ancak kendisi şehit düştü. yapılan antlaşma ile Antiokhea kenti doğusu Türklere bırakıldı. İşte Menderes vadisi’ne Türklerin yerleşmesi böylece başlar.


1243 Kösedağ Savaşında Moğollar karşısında utanç verici mağlubiyet alan Anadolu Selçuklu Devleti İlhanlı Devleti idaresine girince Moğolların önünden kaçan Türk boyları hızla Menderes Vadisine akmaya başladılar. Buharkent çevresindeki,Kabaağaç,Tekke,Çatak,Tolaz vb. köylerTürkmenler bu göçlerle gelmiş olmalılar.



1325 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey'in oğlu Umur Bey, beyliği için çok önemli bir ticaret şehri olan Denizli’yi Büyük Menderes Vadisi üzerinden İzmir’e bağlamak için Buharkent ilçe sınırları içinde Menderes Nehri üzerinde 1950’li yıllara kadar kullanılan bir köprü yaptırdı. Böylelikle Menderes vadisinde olduğu gibi Buharkent çevresinde de nüfus yoğunluğu artmaya başladı. Buharkent’in ilk kurulduğu yer olan Ortakçı ; İkinci defa Müneccimbaşı’ya(1631-1672) ait Cami-üd-düvel adlı kitapta Aydınoğlu Beyliği yerleşim yerleri arasında görülüyor.. 
                     


1390 yılında ilk defa Yıldırım Bayazıt tarafından ortadan kaldırılan Aydınoğlu Beyliği, Ankara Savaşından sonra yeniden kurulduysa da 2. Murat tarafından 1426 yılında kesin olarak ortadan kaldırılınca Buharkent ve çevresi artık bir Osmanlı toprağı oldu. 1520-1530 yılları arasında Ortakçı,Denizli(Lazıkkiye)'den ayrılarak Kestel (Nazilli 'nin nahiye merkezikasabasına bağlı olmuştur.



Buharkent'in tarihi Ortakçı ve Istaklı(İshaklı) ile başlar.Buharkent halkının kuruluşunda ilk ve tek unsur olarak Ortakçı halkı bulunmaktadır.Ortakçı tarihi ise Buharkent tarihinin temelini teşkil etmektedir.



Ortakçı’nın ilk yerleşim yeri olan İshaklı’ya yerleşim yaklaşık olarak 1250-1270 yılları arasında olmalı. 1243 ve 1277 yıllarında Moğolların Anadolu’yu iki ayrı defa istila etmeleri üzerine Yörük boyları da daha güvenli bölgelere, İç Batı Anadolu ‘ya ve Ege’ye göç etmeye başladılar. Özellikle Ankara yöresinde oturan Karakeçililerin bir bölümü de güvenlik gerekçesiyle batıya göç etmişlerdir. Ortakçı’nın ilk yerleşim birimi olan İshaklı(Istaklı) adı nereden gelmektedir?Tarihi kaynakları incelediğimizde, tarihi olaylar ve gerçekler üzerinden hareket ederek şu sonuçlara ulaşmamız mümkündür: * * *“1576 yazımında Ankara Yörük1eri ayn bir kazai statüye sahip dörtkısma aynlmıştır: .1-Tevaif-i Ulu Yörük262-Tevaif-i Yörükan-ı Kasaba tabi-i Kara Keçili273-Tevaif-i Ulu Haymana284-Haymanaha-i Aydın Beğlü (ve çukurcak)29Burada dikkatimizi çeken dördüncü sırada yer alan Aydın Beğlü Yörüklerinin içinde İshaklu Yörük boyunun yer alması.
 


Adı geçen Yörük boyu Moğol istilası sonucunda batıya göç eden Yörük boyları arasında yer alıp İç Batı Anadolu,ege,Marmara ve Akdeniz ‘de “İSHAKLI adları pek çok yerleşim yerleri vücuda getirmişlerdir.Dikkati çeken nokta, İshaklu,Delü1er, Çakıl'lı gibi çok sayıda cemaatin Çukurcak'a bağlı Eslemezmezraasında yerleşmeleridir.Karakeçili ismini alan bircemaat ve perakende-i Karakeçili adıyla Balgat köyünde sakin diğer bircemaat dışında 18 yörük cemaati doğrudan Karakeçili cemaatleriiçerisinde kaydedilmiştir. Bu cemaatler şunladır: Oğulbeyli, Tatarlu,Döğerlü, Hacılar, Kara Ahmedlü (İshak Hacılı), Balıyurd, Temirli, GÖkİshaklı, Araçlu, Hacı Beğlü, Delü1er, Sandallu, Kumdallu, Köseler,Saruhanlı, Avcılar, Kara Taşlu. Ankara Yörük1eri içerisinde yer alanKarakeçililerin yayıldıklan saha daha çok bugünkü Ankara'nın güneybatısınıifade etmektedir.(4 Cengiz Orhonlu, Aşiretlerin İskanı .., s. 118; KSu, a.g.e., s. i52-153;
      


KSu'nun verdiğitabloda Karakeçili Aşireti şu iskan mahallerinde bulunmaktadır: Naldöken, Kuşca,Çukurtarla, Erdel, Kurtluea, Develer, Küpeli, Giresun Kazası, Çevikçe, Mastavra,Fındıklı, Cinge, Kepsut-Boyaeık iskanı. Cengiz Orhanlı’ya göre batı ‘ya iskan edilen Karakeçililerin bir bölümü Nazilli’ye ve Nazilli’nin bağlı olduğu idari nahiye merkezi Mastavra’(Kestel)e ve onun idari alanı içine gerçekleşmiştir.Tablo III'e göre, Kütahya, Eskişehir, Uşak, Karahisar (Afyon),Bilecik (Ertuğrul Sancağı) ile İnegöl, Bursa, Gemlik, Nazilli veSalihli' de 103 köyde Karakeçili obaları meskundur.
Prof .Dr.Üçler Bulduk'un eserinde belirttiği Ankara yöresi Karakeçili yörükleri listesinde yer alan İshaklı boyu Ortakçı'nın ilk yerleşenleridir.
Bulduk’un işaret ettiği Karakeçililere bağlı İshaklı,parakende-i İshaklı,İshakhacılu,Gök İshaklu Yörüklerinin 1576 yılı tahrir defterlerinde kayıtlı olanları Moğol ,stilası sonrasında Ankara ’çevresinde kalanlar veya tekrar geri dönenler olmalı. Yukarıdaki belgede görüldüğü gibi pek çok Karakeçili boyu gibi batıya gönderilmiş veya göç etmişlerdir.Nazilli ve Mastavra(Kestel)e iskan ve göçleri iddiamızı doğrulamaktadır. İç Ege , Batı Anadolu’da yerleşenler Ortakçı’nın kurucuları geri dönmeyenlerdir.Aynı İshaklı boyu pek çok Karakeçili Yörükleri gibi batı ve iç batı Anadolu’ya yerleştikten sonra geri dönmemişlerdir.


 Tarihi belgeler Ortakçı Köyü'nün 1500–1515 yılları arasında dört haneden oluşan Kayı boyu yörükleri tarafından kurulduğunu ispatlamaktadır. Ancak, aynı tarihlerde bugün halk arasında Istaklı olarak adlandırılan bölgede İshaklu der Ümranlu, adında bir Köyün de aynı tarihlerde varlığını sürdürdüğü gerçeği karşımıza çıkmaktadır.  
 


Öte yandan Osmanlı Devletini kuran Kayı Boyu yörüklerinin, Bursa-Söğüt-Domaniç yöresinden daha fazla olarak, Ege'de Aydın bölgesinde bulunduğunu ve yaşadığını öğreniyoruz. O zaman için, genel adıyla Aydın Yörükleri olarak tanınan Türkleri, merkezi Aydın Sancağı olmak üzere, Nazilli-Denizli-Söke-Karacasu-Muğla Bozdoğan taraflarında yaşadıklarını anlıyoruz. Hatta 16. yüzyılda Anadolu'daki en büyük Kayı halkının, Denizli'nin kuzeyi ile batısında bulunduklarını görüyoruz. Kanuni zamanında, buralarda yaşayan Kayı Türklerinin devlete 42.000 akçe vergi ödediği, verginin ödenmesinde ve alınmasında kadıların bu yörüklere karışmaması için bir buyruk verildiğini de keza tarih kaynaklarından öğreniyoruz.(1)   
 


Özellikle 1980 yıllarda, Ortakçı Köyü ile ilgili olarak araştırmalarda herhangi bir tarihi kaynağa dayanmadan “Ortakçı ise Avşar-Bozdoğan-Karahacılı Yörük –soy çizgisinden gelmektedir” bilgisi mevcut ise de, bu bilgi herhangi bir tarihi belge ve bilgiye dayanmamaktadır. Bu yanlışlık, 1701–1708 tarihlerinde Batı Anadolu’ya iskân edilen Avşarlara bağlı Beğdilli ve Cevanşir boylarının Urla’ya bağlı “Ortakça” köyüne iskânları ile ilgili kayıtların transkripsiyonu yapılırken adı geçen köy adının “Ortakçı” olarak yanlış çevirisinden veya başka bir yanlış anlamadan kaynaklanmaktadır. Avşar Türkmenleri boylarının iskânı ile ilgili köy adlarının karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.(2)
 


Tarihi belgeler Ortakçı halkının Kayı, Karakeçili,İshaklı çizgisinden geldiğini göstermektedir:1520 tarihli (Denizli) tahrir defteri kayıtlarında Karye-i Ortakçı adı ile kayıtlı olup 4 neferân(yetişkin evli erkek) ve 4 haneden olduğu, ayrıca kayıtta Ortakçı köy halkının Cemaat-ı yörükân-ı Kayı listesinde yer aldığı gözükmektedir. (3) Aynı 1530 yılı tahrir defterinde Sultan Selim Han Vakfı sınırları dâhilinde gösterilen Ortakçı’nın yanı sıra Ortakçı’nın ilk kuruluş alanında da (şimdiki Istaklı’da) resmi kayıtlara “Karye-i İshaklu der Karye-i Ümranlu “ olarak kaydına rastlanmaktadır.(3) Adı geçen kayıtta Ortakçı’nın ilk yerleşim alanı olan İshaklu(günümüzde -Ortakçı ve Buharkent halkının dilinde “Istaklı” olarak telaffuz edilen- ilk yerleşim yerinde 94 hane,2 mücerred(yalnız yaşayan)1 imam kaydı görülmektedir. “1530 yılında Aydın Sancağı tahrir defterlerinde Kestel(Nazilli)( Vakf-ı imaret_i Padişah Cennet Mekan Merhum Mağfurun Sultan selim Han Aleyhü’r-rahim Ve’l Gufran )başlığı altında Kaza-ı Kestel evkafı(vakıfları )bağlı bir köy olarak kayda geçmiştir. Başbakanlık Osmanlı arşivindeki bu evraka göre Ortakçı Köyü,(Karye-i Feslek,nam-ı diğer Ortakçı) olarak tanımlanmıştır.” Buradan çıkarabileceğimiz sonuç şudur:1500-1520 yılları arasında şimdiki Ortakçı alanına dört Kayı ailesi yerleşip Denizli (Lazıkkiye) ye bağlanarak resmi belgelere girmişken ilk yerleşim yeri olan İshaklu Köyü varlığını sürdürmekte idi. 1520 yılında Ortakçı'da Aile reisi, hane sayısına bakıldığında ise 20-30 nüfusa sahip olmalı1530 yılında İshaklu'da ve Ortakçı da Feslek ile beraber yaklaşık 1000 nüfus varlığından söz edilebilir. .Bu bilgi de bize Ortakçı’ya (şimdiki köy yerleşim alanına )bu yıllarda yerleşimin başladığına işaret eder..Aynı tahrir kaydına göre Ortakçı’da bekar erkek,yeni evlenmiş,vergiden muaf erkeklerden bahsedilmemektedir.Din görevlisi de bulunmamaktadır.Tahrir defteri kaydına göre Ortakçı köyü, önce dört Kayı yörüğü tarafından 1400 lü yılların son yıllarında veya 1500 lerin hemen başında kurulmuş olmalı, 1530 yılı tahrir defterinde aldığı göçlerle Ortakçı,52 hane,13 mücerred(yalnız yaşayan),1 imam,2 zaviyedâr(tekke mensubu) olmak üzere 275–350 kadar bir nüfusa sahip olsa gerektir. 1520-1530 yılları arasında hızla göç aldığı kesin olan Ortakçı’nın 1530 dan hemen önce , Denizli( Lâzıkıyye’)den idari bakımdan ayrılıp Kestel’e(Mastavra) ya bağlandığı ortaya çıkıyor. (3) 1530 yılında Ortakçı göç alarak Feslek ile beraber bir idari birim haline getirilirken aynı anda İshaklu (Istaklı) Köyü de varlığını devam ettirmekte olan. İshaklu’nun nüfusu ise 370–600 arasında olmalı. Daha sonraki yıllarda İshaklu’nun kayıtlardan düşüldüğünü görmekteyiz. Bunun da nedeni 23 Şubat 1652 yılında bugünkü Kuyucak-Nazilli ilçe sınırı üzerinde merkezi Kayran ve Yaylalı köyleri arasında bulunan 9 şiddetindeki depremde İshaklu’nun yıkılmış olmasıdır. Deprem sonrasında İshaklu halkı Ortakçı’ya yerleşmiş olmalı.Adı geçen resmi Osmanlı Kayıtları Ortakçı Köyü nün kökünün Karahacılı değil Kayı olduğunu ispatlamaktadır. (1) İleriki dönemlerde Karahacılı göçü hakkında herhangi bir yazılı belgeye tarafımızdan rastlanmamıştır O yıllarda bölgenin Sultan Selim Han vakfiyesi alanında bulunduğu anlaşılmaktadır.(3) Aynı yıl Kestel Kazası’nın 2626 hane,626 yalnız yaşayan Müslüman,745 muaf, toplam 3997 haneden oluştuğu ve bölgede hiçbir Hıristiyan nüfus bulunmadığı görülmekte. Bölgenin başlıca köyleri olarak, Kuyucak(Kuyucak Köyü, Keskinlü tabi-i Kuyucak, Damlacık der zemin-i Kuyacak)Serimlü,Söğüt tabi-i Serimlü,Tavşan, ve İshaklu vakıf arazisi listesinde yer almakta.Vakıf arazileri dışında bugün varlığını sürdüren padişah hası,tımar,sipahiyan zeamet olarak da Girenüz(Pamukören),Demirci,Semaili,Arslanlı,Bereketli,Ören,Yöre,Dereköy,Çobanisa,Bilara(Kurtuluş)Hamzalı,Kozdere,Dallıca,Bayındır,Sevindik,Kızıldere(Nazilli)Kurulmuş bulunan köyler bulunmaktaydı. Köyün adının ise meslek kökenli olarak(o dönemin özelliklerinden)verildiği kesindir.(3)


1850’de vilayet merkeziİizmir’e alınmış, Aydın yine vilayet olmuş ve Buharkent'in , Nazilli'ye bağlılığı devam etmiştir. 15 Eylül 1901 de Ortakçı'da meydana gelen büyük bir depremden sonra sadrazam, İzmir Valisi Kamil Paşa’nın direktifleriyle planlı olarak Burhaniye (Buharkent) Kasabası kurdurulmuştur.Devrin padişahı 2. Abdülhamit’in direktifleriyle,İskarpi adında bir İtalyan harita mühendisi etütleri sonucu şimdiki alanı yerleşim yeri olarak seçmiştir. Burhaniye'nin adı o sırada padişah olan 2. Abdülhamit’in 18. oğlu olan Burhanettin’e ithafen Burhaniye olmuştur. 1908 yılında 2.meşrutiyetin ilanından sonra Burhaniye Belediyesi kuruldu.










Serkan ÖZTEKİN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder